İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI TAHKİM MERKEZİNE İLİŞKİN CUMHURBAŞKANLIĞI GENELGESİNE DAİR BİLGİ NOTU
Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan 2026/3 sayılı Genelge, 17.04.2026 tarihli ve 33227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu Genelge ile İstanbul’da kurulu bulunan İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi’nin(“İİTTM”) uluslararası uyuşmazlık çözüm mekanizması olarak kullanımının teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.
Karara Konu Düzenleme
Genelge kapsamında, İİTTM’nin hukuki statüsü ve faaliyet alanı ortaya konulmaktadır. Bu çerçevede, Merkez’in 24.01.2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan Türkiye Cumhuryeti hükümeti ile İslam Ticaet, Sanayi ve Tarım Odası Arasında İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi’nin Türkiye’de Kurulması Hakkında uyarınca uluslararası anlaşma (“Anlaşma”) ile Türkiye’de kurulan ilk tahkim merkezi olduğu belirtilmektedir.
Anlaşma incelendiğinde, İİTTM’nin İslam Ticaret, Sanayi ve Tarım Odası (“İSTO”) bünyesinde ve onun bir iştiraki olarak kurulan, ancak ev sahibi ülke olarak Türkiye’nin kurumsal ve mali desteğiyle faaliyet gösterecek hibrit bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim kuruluş tüzüğünde, merkezin İSTO’nun bir iştiraki olduğu açıkça belirtilmekte, buna karşılık yönetim yapısında Türkiye’nin kurumsal temsilinin belirleyici olduğu, Mütevelli Heyeti üyelerinin bir kısmının doğrudan Türkiye Odalar Borsası Birliği (“TOBB”) tarafından atanması ve sekretaryanın kuruluşuna kadar idari saklayıcılığın da TOBB tarafından üstlenilmesi öngörülmektedir.
Bu durum, İİTTM’nin yalnızca uluslararası bir girişim değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal ticaret kurumsallığı üzerinden yapılandırılan ve desteklenen bir tahkim altyapısı olduğunu göstermektedir. Öte yandan tüzükte merkezin amacının üye devletler ve ilgili taraflar arasındaki ticari ve yatırım uyuşmazlıklarının tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözülmesi, ayrıca üye ülkelerde uyuşmazlık çözüm kapasitesinin geliştirilmesi olduğu düzenlenmiştir.
Bu kurumsal tasarım, yukarıda değinilen bölgesel tahkim merkezleriyle benzer şekilde, örgüt temelli meşruiyet ile ev sahibi ülke merkezli operasyonel kapasitenin birleştiği bir model ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda İİTTM; İslam İşbirliği Teşkilatı (“İİT”) üyesi devletler ile bu devletlerin gerçek ve tüzel kişileri arasında ortaya çıkan ticari ve yatırım uyuşmazlıklarının tahkim veya alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri ile çözümüne hizmet etmektedir. Merkez’in bağımsız, tarafsız ve alanında uzman kişiler aracılığıyla faaliyet gösterdiği; modern tahkim ve arabuluculuk kuralları çerçevesinde uluslararası standartlara uygun bir müzakere ve çözüm ortamı sunduğu ifade edilmektedir.
Bununla birlikte Merkez’in yalnızca uyuşmazlık çözümüne değil; aynı zamanda hakem ve arabulucuların belirlenmesi, sekreterya desteği sağlanması ve tahkim uygulamalarına ilişkin eğitim ve rehberlik faaliyetleri yürütülmesi gibi işlevlere de sahip olduğu vurgulanmaktadır.
Genelge ile Getirilen Yaklaşım
Genelge’de, tarafların İİTTM’nin sunduğu tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm hizmetlerinden yararlanabilmeleri için, aralarındaki sözleşmelerde veya uyuşmazlık anlaşmalarında bu yönde açık bir irade ortaya koymalarının yeterli olduğu belirtilmektedir.
Bu kapsamda özellikle kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu ulusal ve uluslararası sözleşmeler bakımından, tahkim yolu değerlendirilirken İİTTM’nin de bir alternatif olarak dikkate alınması gerektiği ifade edilmekte ve ilgili kurumlara bu yönde bilgilendirme yapılması talep edilmektedir.
Değerlendirme ve Sonuç
Genelge ile İİTTM’nin uluslararası ticari ve yatırım uyuşmazlıklarında daha etkin bir çözüm platformu olarak konumlandırılması amaçlanmakta olup, özellikle kamu kurumlarının taraf olduğu sözleşmelerde bu merkezin değerlendirilmesi yönünde açık bir yönlendirme yapılmaktadır.
Genelge, hiç şüphe yok ki, İstanbul’un uluslararası tahkim merkezi olma hedefi doğrultusunda İİTTM’nin konumunu güçlendiren ve bu merkezin kullanımını kamu otoriteleri nezdinde teşvik eden bir politika belgesi niteliği taşımaktadır. Öte yandan jeopolitik açıdan İİT üye devletlerinin bir kısmını bulunduğu coğrafyada sürmekte olan siyasi, ticari ve ekonomik belirsizlikler içerisinde söz konusu Genelge’nin yayımlanmış olmasının büyük bir fayda sağlayacağı kuşkusuzdur.
Diğer taraftan Genelge ile ortaya konulan yaklaşımın özellikle kamu taraflı sözleşmelerde tahkim yeri ve kurumu belirlenirken alternatif bir kurumsal yapı olarak İİTTM’nin daha fazla gündeme gelmesine yol açması da söz konusu olacaktır. Ancak gerek bölgede gerekse önemli uyuşmazlıklarda başvurulan bir tahkim merkezi olmanın en önemli şartı, tarafların mutabakatıdır.
Bu haliyle İİTTM’nin cazibe yaratabilmesi için, kamu kurumlarının yüklenici veya karşı taraf sözleşmelerinde tahkim şartı olarak İİTTM’yi önermesinden ayrı olarak, farklı alanlarda ve özellikli uyuşmazlıklarda kendisine bir alan yaratması faydalı olacaktır.
Konuyla ilgili herhangi bir sorunuz olması halinde bizimle temasa geçebilirsiniz.
PRESIDENTIAL CIRCULAR ON THE OIC ARBITRATION CENTRE HAS BEEN PUBLISHED
The Presidential Circular No. 2026/3, issued by the Presidency, was published in the Official Gazette dated 17 April 2026 and numbered 33227. The Circular aims to promote the use of the OIC Arbitration Centre (“OICAC”), established in Istanbul, as an international dispute resolution mechanism.
Regulation Subject to the Decision
Within the scope of the Circular, the legal status and field of activity of the OICAC are set out. In this context, it is stated that the Centre is the first arbitration institution established in Türkiye under an international agreement (“Agreement”), pursuant to the Presidential Decision dated 24 January 2020 approving the Agreement between the Government of the Republic of Türkiye and the Islamic Chamber of Commerce, Industry and Agriculture on the Establishment of the OIC Arbitration Centre in Türkiye.
An examination of the Agreement shows that the OICAC is a hybrid structure established within and as an affiliate of the Islamic Chamber of Commerce, Industry and Agriculture (“ICCIA”), but operating with the institutional and financial support of Türkiye as the host country. Indeed, the statute clearly states that the Centre is an affiliate of the ICCIA; however, Türkiye’s institutional representation is decisive in its governance structure.
It is stipulated that some members of the Board of Trustees are directly appointed by the Union of Chambers and Commodity Exchanges of Türkiye (“TOBB”), and that TOBB assumes administrative custodianship until the establishment of the Secretariat.
This indicates that the OICAC is not merely an international initiative, but also an arbitration infrastructure structured and supported through Türkiye’s national commercial institutional framework.
On the other hand, the statute provides that the Centre’s purpose is to resolve commercial and investment disputes between member states and related parties through arbitration and alternative dispute resolution methods, and to develop dispute resolution capacity in member countries. This institutional design, similar to other regional arbitration centres, reflects a model combining organization-based legitimacy with host country-based operational capacity.
In this context, the OICAC serves to resolve commercial and investment disputes arising between the member states of the Organisation of Islamic Cooperation (“OIC”) and their natural and legal persons through arbitration or alternative dispute resolution methods.
It is stated that the Centre operates through independent, impartial and expert professionals and provides a negotiation and resolution environment in line with international standards under modern arbitration and mediation rules.
In addition, it is emphasized that the Centre’s functions are not limited to dispute resolution; it also undertakes roles such as the appointment of arbitrators and mediators, provision of secretariat services, and conducting training and guidance activities related to arbitration practices.
Approach Introduced by the Circular
The Circular states that, in order for parties to benefit from the arbitration and alternative dispute resolution services offered by the OICAC, it is sufficient for them to express a clear intention in their contracts or dispute agreements to that effect.
In this regard, it is emphasized that, particularly in national and international contracts to which public institutions and organizations are parties, the OICAC should also be considered as an alternative when evaluating arbitration, and relevant institutions are requested to be informed accordingly.
Evaluation and Conclusion
The Circular aims to position the OICAC as a more effective dispute resolution platform in international commercial and investment disputes and provides clear guidance for its consideration, especially in contracts involving public institutions.
Undoubtedly, the Circular constitutes a policy document that strengthens the position of the OICAC in line with Istanbul’s goal of becoming an international arbitration centre and promotes its use among public authorities. Furthermore, considering the ongoing political, commercial and economic uncertainties in the regions where some OIC member states are located, the publication of this Circular is expected to provide significant benefits.
On the other hand, the approach set out in the Circular is likely to lead to the OICAC being considered more frequently as an alternative institutional structure when determining the place and institution of arbitration, particularly in public contracts.
However, the most essential condition for becoming a widely used arbitration centre—both regionally and in significant disputes—is the mutual consent of the parties. In this regard, for the OICAC to become attractive, it would be beneficial not only for public institutions to propose it as an arbitration clause in contracts with contractors or counterparties, but also for the Centre to establish a presence in various fields and specialized types of disputes.